Aslında bu filmden geçen hafta bahsetmeye niyetlenmiştim ama bugüne kadar sarktı. Filme giderken de pek fazla beklentiyle gitmedim doğrusu. Z. Demirkubuz'un verdiği röportajlardan, çıkan bazı yorumlardan sonra beklentiyi pek yüksek tutmamak gerektiğini düşündüm. Bir önceki filmi Yeraltı'nı beğenmeme rağmen.
Filmi izlerken bu tutumuma rağmen daha kötü olduğunu düşündüm. Çünkü filmde espri, şaka vs. olmamasına rağmen birçok yerde kahkahalar aldı başını gitti. Nedeni şuydu ki, aynı zamanda senaryoyu da yazan Demirkubuz'un diyalogları ya zamanın çok gerisinde kalmıştı ya da inanılmaz "sığ" idi. Yani bütün karakterler beklenmedik bir olay olunca, "bu ne ya şimdi?" diye tepki veriyor. Hatta bir kadın bir ya da iki önceki sahnede belalı sevgilisiyle konuşmuşken, daha sonra kapıya dayananın kim olduğunu tahmin edemeyerek "bu ne ya şimdi?" diyebiliyor.
Filmdeki bütün karakterlerin üslubu neredeyse birbirinin aynısı ve bunlar yer yer gülünecek derecede tutarsız tepkiler veriyorlar.
Bunların yanında,
-nasıl başarılı oluyorsun?
-dersi derste çalışarak.
gibi diyalogları duyunca kimsenin orada ne konuşulduğuyla bir alakası kalmıyor.
Bir filmde geçen diyaloglar onun değerini yansıtmak adına çok önemli. Onlar iyi olmadığı takdirde hikayenin ne olduğu çok da önemli olmuyor. Çünkü kötü diyaloglar izleyicinin hikayeye, anlatılmak istenene odaklanmasını imkansız kılıyor.
24 Ekim 2015 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder