20 Ekim 2015 Salı

.ne desem yetmiyor

yeni bir eve taşındım. istanbul un o en sevmediğim semtinde, b*ktan bir daireye sadece yeri iyi diye, kendimizi ikna ede ede bir ton para veriyoruz üç arkadaş. her sabah okula gidiyorum. yıllarca nadiren bindiğim metrobüsü neredeyse ev kadar kullanıyorum.

günlerim okulla ev arasında geçiyor. vaktim çok ama vaktim yok. içimdeki rahatsızlık, bir an beni bırakmıyor ki gönlümce bir şey yapayım. ders çalışmak, kitap okumak dahil. saatlerce boşuna oturup boş boş bakabiliyorum. yoldan gelip geçerken gördüğüm insanları aklımdan çıkaramıyorum. para isteyenler, çöpün kenarına bırakılmış yiyeceği alan, birisi görünce utanan çocuk ya da. aklıma savaşlar geliyor ya da Soma biraz düşününce. ---ne çabuk unutuldu. unutmak ifadesinden tiksiniyorum artık.

saatler geçtikten sonra eve gelişimden, zihnimi başka şeylerle meşgul etme çabam biraz olsun sonuç veriyor. bu sefer eskileri düşünüyorum. küçükken geceleri acıktığımızda, annemle, babamla yumurta kırıp, domatesle yediğimiz günleri hatırlıyorum. maddi durumumuzu hatırlamıyorum ama gelir hesabı yaptığım hiçbir zaman kurduğum hayallerden o zamanlardan aldığım tadı alamıyorum.

yaşadığım devirden utanıyorum, insanların düşüncelerinden, hayata bakışlarından. bunlardan uzun zaman kimseyle konuşmayarak kurtuluyorum. ama bu bir çare değil. çekip gitmek ya da bir şeylerin düzelmesini beklemek mümkün değil. mümkün olan yalnızca bir tavır koymak, ve bu tavrın sürekli, tutarlı olmasını sağlamak. arkasında durmanın, direnmenin, neleri karşına alacağının farkında olarak.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder